Büyük miktar paralar harcanarak kendinden söz ettiren filmler olduğu gibi, düşük bütçeler ile hazırlanarak sinemanın ‘’paradan ibaret olmadığını’’ kanıtlayan yapımlar da mevcut. Bunlara örnek bazı filmler;

 

Rocky  (Bütçe; 950.000 Dolar, Hasılat; 117.2 Milyon Dolar)

Clerks (Tezgahtarlar) (Bütçe; 31.665 Dolar, Hasılat; 3.1 Milyon Dolar)

The Purge (Arınma Gecesi) (Bütçe; 3Milyon Dolar, Vizyona Girdiği İlk Hafta Hasılatı; 34 Milyon Dolar)

Mad Max  (Bütçe; 400.000 Dolar, Hasılat; 100 Milyon Dolar)

Deadpool (Bütçe; 58 Milyon Dolar, Hasılat; 782 Milyon Dolar)

Paranormal Activity (Bütçe; 15.000 Dolar Hasılat; 107.9 Milyon Dolar)

Saw (Testere)  (Bütçe; 1.2 Milyon Dolar, Hasılat; 55.2 Milyon Dolar)

Another Earth (Bütçe; 150.000 Dolar, Hasılat; 1.800 milyon Dolar)

Once (bütçe; 150.000 Dolar, Hasılat; 20.700 Milyon Dolar)

Teknolojinin de gelişmesiyle beraber sinema dünyasının kapılarının yeni sinemacılara hiç olmadığı kadar açık olduğunu söyleyebiliriz. Yeterli kaynaklara sahip olmadan bile, bir kamera ve sadece birkaç arkadaş ile birlikte yüzbinlerce dolarlık filmlere büyük fark atarak çok yüksek hasılat elde eden yeni yönetmenler ve iyi bir film için büyük bir gelire ihtiyaç duymayan deneyimli sinemacılar, yoktan var edip harikalar yaratan bu yapımların gizli kahramanları olarak beyazperdede yer alıyorlar.

Toplumsal yaşamda yeni teknolojilerinin etkisi ve gelişiminin giderek artığını biliyoruz. Bu gelişimle doğru orantılı olarak sosyal medya, dünya tarihinin en hızlı büyüyen medya türüdür. İnternet kullanıcılarının, interneti ziyaret etme sebeplerinin başında sosyal medya gelmektedir. Kullanıcı sayısındaki olağanüstü artış ve buna paralel gelişen kamuoyu etkisi, tüm tüketim endüstrisini Sosyal Medya’yı etkin kullanabilme arayışına itmiştir. Bütün ürünler ve sektörlerde olduğu gibi sinema filmlerinin pazarlama aşaması da büyük önem taşımaktadır. Bir filmin vizyonda kalma süresi ortalama 6 – 8 haftalık süreye sıkıştırılmaktadır ve bu süre ticari pazar için oldukça kısadır. Bu kısa dönemi başarıyla sonuçlandırmak için, büyük şirketlerin kampanyaları, pazarlama ve reklam stratejileri, filmlerin çekiminden önceki dönemlerde başlar ve sürekli revize edilir.

İnsan hayatının her alanında etkili bir rol oynayan sosyal medyanın sahip olduğu gücü film yapımcıları da fark etmekte ve her film için bu mecra etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Örneğin; 2007 yılında 15.000 dolar gibi oldukça düşük bir bütçeyle çekilen Paranormal Activity filminin, yapımcılarına gişede 150 milyon dolar kazandırmış olması sosyal medyanın etkileyici gücüdür. Filmin yapımcısı oldukça başarılı bir strateji uygulamıştır. Bir sinema salonunda film izleyen seyirciler amatör olarak kameraya kayıt edilir ve film sırasındaki tepkiler özellikle Facebook olmak üzere diğer sosyal medya sitelerine de eklenerek geniş bir izleyici kitlesi sinema salonlarına çekilir. İlk filmde izlenilen bu tanıtım stratejisi, serinin devam filmlerini de olumlu etkileyerek diğer filmlerinde izlenme oranını artırmıştır. Filmin Facebook sayfasını yaklaşık 21 milyon 238 bin kişi beğenmiştir ve film serisi ile ilgili sürekli aktif paylaşım yapılmaktadır.

Kendi filmlerini üreten dünyanın birçok ülkesi film pazarlama aracı olarak sosyal medyayı etkili bir şekilde kullanmaktadır. Bu ülkelerin birisi de 2013 yılında 88 yerli filmi gösterime sokan Türkiye’dir. Yerli yapımların artışı ve beraberindeki gişe hasılatlarının yükselmesi, sosyal medyanın bu yükselişte oynadığı rolün ne olduğuna yönelik merak arttırmaktadır. Örneğin; Recep İvedik serisi, Türk sinemasında tüm zamanların en çok izlenen ilk beş film arasında üç filmi sokmayı başarabilmiş bir seridir. Televizyon programı ile ünlenen bu karakterin videoları internette dolaşmasıyla daha da popülerlik kazanmıştır ve sinema serisinin ilk filmlerinden itibaren elde ettiği bu popülerlik hem izleyici sayısına hem de gişe hasılatına yansımıştır. Kuşkusuz, insan hayatını her açıdan etkileyen bu gücün film sektörüne entegre olması kaçınılmazdı. Dünya tarihi açısından önemli bir dönüm noktası olan internet ve sosyal medyanın, ekonomide, siyasette ve sosyo-kültürel yaşamımızdaki etkilerini her geçen gün daha da fazla hissetmekteyiz.